Küresel iklim değişikliğiyle birlikte Karadeniz'de yaşam sürmeye başlayan mavi yengeç, Pasifik istiridyesi gibi istilacı deniz türlerinin avlanarak ekonomiye kazandırılması amacıyla Sinop Üniversitesi öncülüğünde çalışma başlatıldı.Beş kurumdan oluşan uluslararası bir konsorsiyumla hayata geçirilen "İklim Avcısı" projesiyle Karadeniz'in istilacı deniz türlerinden korunması ve popülasyonlarının kontrol altında tutulması hedefleniyor.Türkiye, Romanya ve Gürcistan'da iki yıl süreyle eş zamanlı uygulanacak proje kapsamında ilk etapta farklı bölgelerde dalış faaliyetleri yapılacak ve söz konusu türlerin yoğun olarak yaşam sürdüğü yerler tespit edilecek.
Sonraki süreçte balıkçıların bu türleri avlamalarına olanak sağlanacak, daha sonra avlanan türler ekonomiye kazandırılmak amacıyla projeyi yürüten konsorsiyum tarafından satın alınacak.Projenin son etabında konsorsiyum tarafından istilacı türlerden hazırlanan özel menüler, anlaşma sağlanan otel, restoran ve catering işletmelerinde tüketicilerin beğenisine sunulacak.Proje çerçevesinde ayrıca kıyı balıkçılarına bu türler ve avcılık yöntemleri konusunda eğitim verilecek ve kendilerine özel yeni av donanımları sağlanacak."Ekonomik olarak bunun bir değer olduğunun farkına varacaklar"Projenin yürütücüsü ve Sinop Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Balıkçılık Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Barış Bayraklı, AA muhabirine, Avrupa Birliği'nce desteklenen projenin "Okyanuslarımızı ve suyumuzu restore edelim" misyonunun bir parçası olduğunu söyledi.Proje kapsamında yürütecekleri çeşitli faaliyetlerle Karadeniz'de istilacı olarak bilinen deniz canlılarını ekonomiye kazandırmak istediklerini anlatan Bayraklı, iklim değişikliğinin bu manada balıkçılara yeni fırsatlar sunduğunu dile getirdi.Bilim insanları olarak Karadeniz'de yaşanan değişimleri yakından takip ettiklerini ve buna yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Bayraklı, "İklim Avcısı" projesinin de söz konusu çalışmalara önemli katkı sunacağına inandıklarını belirtti.Bayraklı, istilacı türlerden mavi yengeç başta olmak üzere bazılarının Karadeniz'de ürediklerini, burayı artık kalıcı mesken haline getirdiklerine işaret ederek, "Bu bir süreç.
Karadeniz iklim değişikliğinden etkilenen bir deniz havzasına dönüşüyor. Biz bunları görüyoruz. Önlemlerimizi bir an önce almak için de su ürünleri akademisyenleri olarak Sinop'tan inisiyatif alıyoruz.
Bunları düzenli olarak takip etmek, denizimizi korumak ve restore edebilmek için bu tür çalışmalar içinde olacağız." diye konuştu.İstilacı türleri yok etmenin mümkün olamayacağını ancak onları ekonomiye kazandırmanın mümkün olabileceğini vurgulayan Bayraklı, şöyle konuştu: "Deniz salyangozlarında çok acı tecrübelerimiz oldu.
Kara midyelerimiz ile ilgili çok acı tecrübelerimiz oldu. Deniz salyangozu, bu midye sahalarında ciddi anlamda sıkıntıya yol açmıştı. Şimdi de mavi yengeçler, global balıkçılar tarafından çok şikayet edilen türler.
Özellikle Marmara, Ege, Akdeniz'de kıyı balıkçılarının ağlarına çok ciddi zarar veren türler. Gigaslar (Pasifik istiridyesi) da yine kara midyelerin, Akdeniz midyelerinin bulunduğu alanları işgal ediyor. Biz bunlarla mücadele etmektense bu türlerle iyi geçinerek üzerlerine av baskısını oluşturarak sürdürülebilir bir mavi ekonomi noktasında balıkçılarımızı ekonomik olarak kalkındırabileceğimizi düşünüyoruz."Balıkçılara verilecek eğitimlerin ve yapılacak bilgilendirme faaliyetlerinin de projenin en önemli ayaklarından birini oluşturduğunu vurgulayan Bayraklı, şunları kaydetti: "Amacımız bu türleri doğrudan balıkçılarımıza tanıtmak.
Tanıttıktan sonra bildikleri şeyleri doğru yönetebilecekler, ekonomik olarak bunun bir değer olduğunun farkına varacaklar. Denizlerimizin korunması ve restorasyon sürecine doğrudan katkı sunmuş olacaklar hem de ekonomik kazanç sağlamış olacaklar. Yeni gördükleri balıkları ya da mavi yengeç gibi gigas gibi su ürünlerini tekrar denize salarken, 'Bunları geri bırakarak istilaya destek mi veriyoruz?' sorusunu çok ciddi şekilde kendilerine sormuş olacaklar."